Acımasız Galaksi ve Ağlayan Kara Delikler

O sabah gazetenin gelmeyişini garipseyen ve kırmızı uzay bisikletini almak için gereken son kuponu kaçırdığına bir hayli üzülen Dante, bir hışımla önünde duran küçük kapıyı açarak kendisini evinin uzayın derinlerindeki en yalnız yıldızlara bakan kalın camlarla kaplı balkonuna atmıştı. Evi, evrenin en boş ve en gereksiz yerindeydi, fakat kendisine göre burası her zaman evrendeki en güzel ev olmakla kalmayıp hem de evrenin en iyi manzarasına sahipti. Camdan yansıyan ifadesiz suratına, dümdüz duran dudaklarına ve beyaz yüzüne derin derin bakıp bir iç çekti. "Hiç şaşırmadım!" diye bağırdı durduk yere. Ona göre bu oldukça sıradandı çünkü evi büyük bir kara deliğin biraz uzağında durduğu için buraya gelen kuryelerin karadeliğin içine düşerek yüzlerce halüsünojen yutmuş uzay balıkları gibi başka dünyalara konuk olduğu bilinen bir gerçekti. Dante bununla çok övünür, sık sık gittiği altın günlerinde her ırktan yaşlı kadınlara hep evinden bahsederdi. Onu, "Kara deliğin etrafında, jupiterin halkalarında narin bacaklarıyla koşan bir deniz atı gibi..." diyerek tasvir eder, kara deliğin zamanı yavaşlatıcı etkisi yüzünden kendisi kahvesinden bir yudum aldığı sırada evrenin birçok yerinde günler, bazı yerlerinde ise saatler geçmekte olduğu bilgisini ise aktarmadan edemezdi.

Yine de o gün Dante'nin gelemeyen kuponundan daha kötü olaylar da gerçekleşmek üzereydi. Galaktik Gazete'nin sahibi Gazu oldukça sinirlenmiş ve yumruğunu masasına vurarak "Kim bu Dante ya?" diye bağırmıştı. Sekreteri oldukça korktuğundan bir balığa dönüşerek akvaryuma atlamış ve Gazu'nun siniri geçene kadar açlıktan akvaryumdaki balıkların hepsini yemiş, siniri tam geçtiğinde ise balıklarının yenmiş olması onu yine sinirlendirmiştir. Elbette bu bizim hikayemizle oldukça alakasız bir bilgiydi, ama size Gazu'nun ne kadar cani ve vicdansız, kel ve yüzüne bile bakılamayacak bir adam olduğunu anlatmam gerekiyor. Tüm bunlar olmadan önce, yumruğunu masaya vurduktan ve sekreteri akvaryuma atladıktan hemen sonra Gazu bir çığırtkan çağırmış ve hemen masasının üzerinde duran minicik hayvan ise söylediklerini boyundan daha uzun ve vücudundan daha kalın bir kalemle kağıda yazmıştı.

Bu sırada kahvesinden birkaç yudum alarak, karadelik içinde moleküllerine ayrılan güneşleri ve yaşamlarının sonuna gelen milyarlarca hayatı izleyen Dante'nin keyfi camına yapışan bir mektup ile bozuluverdi. İşte bu da kaderin bir cilvesidir ki, korsanlar tarafından sırf atış talimi yapmak için yağmalanan posta mekiğinden kurtulan tek mektup (keza Dante'nin kovulma mektubuda bu mekiktedir.), havada süzülerek Dante'nin camına yapışabilmişti. Bu olay o kadar da sık yaşanmamakla beraber, Dante oldukça sinirlenerek gözlerinin önündeki manzarayı engelleyen bu mini kağıt parçasına doğru ilerledi. Üzerinde şunlar yazılıydı;

############ Bay Dante! ############
Zavallı dedeniz geçirdiği bir kalp krizi sonucu nalları dikmiştir. 
Lütfen bir ay içinde merkez gezegene gelerek servete konunuz!
Aksi takdirde servete devlet konacaktır! Devlete servet konacaktır!
############ Bay Dante! ############

Tüm bunları okuduktan sonra Dante'nin cama soğuk, keyifsiz bir hayalet gibi vuran silüeti yüzündeki tebessümle ışıldadı. İnanın bana, o an yüzündeki mutluluğu mart ayındaki kedilerde bile göremezdiniz! Elindeki kahveyi yere atarak bornozunu bile çıkarmadan oldukça eski görünen ve ön camı çatlamak üzere olan uzay mekiğine doğru koştu. Kokpite oturur oturmaz kabinin her yanında bulunan renkli tuşlara hızlıca basarak onu çalıştırmayı denedi ama mekik bir süre çalışmamakta ısrar etti. Mekikte bulunan yapay zeka ona "Tahmirci Ronald Drump'a gitme vaktim geldi." diyordu. Yine de mekik derin bir iç çekerek çalışmayı başardı ve Dante onu olabilecek en hızlı ayara getirerek merkez gezegene doğru yola koyuldu. Artık yıllardır düşlediği parayı alması bir an meselesiydi, parayla arasında duran tek engel ise aşması gereken mesafelerdi.

Merkez şehri uzaktan gözleri ile görmeye başlayan Dante, buranın görkemli görüntüsünün aslında büyük bir göz yanılgısı olduğunu bilen ender kişilerdendi. Zira biraz arkalara girdiniz mi azıcık para için yavru köpekleri öldürecek bir düzine adam bulabilirdiniz. Bu da yetmezmiş gibi kokusu bin metre öteden bile duyulabilen çöp kamyonlarını hiç saymıyorum bile!

Her ne ise! Dante mekiğini belediye binasının önüne park ederek koşar adımlarla binaya girdi. Öyle heyecanlıydı ki şehirin suç oranının en yüksek olduğu noktasında mekiğinin kapısını bile kitlemeyi unutmuştu. İçeri girer girmez hemencecik resepsiyona koştu ve oradaki adama; "Beyim! Hey beyim! Bakın! Burada bana para kaldığı yazıyor!" diye yüksek bir ses tonuyla kendisinden yukarıda duran adama seslendi. Karşısında duran adam sarışın ve kiloluydu. "Make Universe Great Again" (Muga aynı zamanda çok ünlü bir çikolata markasıdır) sloganlı şapka takıyordu. Adam önce Dante'nin kocaman gözlerine ve titreyen parmaklarına baktı ve sonra elindeki kağıdı biraz inceledi, referans numarasını bilgisayara yazarak bilgileri doğruladı. Dante'nin hızlı hızlı nefes alıp vermesinden oldukça rahatsız oldu ama bunu belli etmemeye çalıştı. Dante'ye dönerek, "Efendim, dedenizden size tamı tamına 1 galaktik dolar kalmıştır! Güle güle harcayın!" dedi, bir doları Dante'ye uzattı. Dante sinirlenerek "Böyle iş mi olurmuş canım? Nasıl olurda büyük büyük dedem bana bir dolarcık bırakır! Belli ki, siz içinden biraz almışsınız!" diye sitem eder. Adam ise sakin bir ses tonu ile; "Efendim! Burada yazana göre dedenizin IQ seviyenizin yetersizliğinden dolayı eğer parayı alırsanız onunla yapacağınız her işi batıracağınızı söylediği yazıyor!" dedi.

Yüzü pancar gibi olan Dante elindeki parayı parçalamaya başladı. Parçalar yavaşça yere süzülürken muga şapkalı hükümet görevlisi bu sırada onun gözlerine bakıyordu, içini derin bir korku kapladı, tam güvenliği arayacaktı ki Dante yere düşen parçaları bir sigara izmariti gibi ayağının altında ezdi ve pembe bornozu ile belediye binasından dışarı fırladı. Öyle üzülmüştü ki, arabası neredeyse aklından uçup gitmişti. Belediye binasının merdivenlerinde otururken, ne kadar acınası ve kimsesiz olduğunu düşündü. Kafasını kaldırdı ve arkasına baktı, belediye binasının tepesindeki "Make Universe Great Again" yazısı tüm görüşünü kaplamıştı. Tam bu sırada, kader ona yine süpriz yaptı ve sağnak yağmur başladı. Islanmaya başlayan Dante'nin aklına hemen arabası geldi, fakat arabasını bıraktığı yerde bulabilmesı için artık çok geçti. Biliyorsunuz ki burası kocaman bir şehirdi. Ne kadar eski olursa olsun, bir araba daima para edebilirdi. Bir gün için yeterince darbe yemiş olan Dante, arkasına yaslanarak, durmadan yağan yağmurun üzerinden akıp gitmesine izin verdi.

Artık, ne eve gitmek için otobüse verecek parası ne de üzerine giyecek kuru bir şeyi bulunan Dante, sanki hareketleri onu yeterince deli göstermiyormuş gibi bundan sonraki hayatında bornozuyla yaşamak zorundaydı.

Galaktik Gazete - Sabah eki
Yazan: Dante Superpower.