Blues Gezegeni!

Merhaba! Bugün Cazcı Kardeşleri bulup onlara plak şirketimde albüm çıkarmaları için imza attırabilmek adına Blues gezegenine bir seyahat gerçekleştirdim. Bana kazık atacaklarının farkında olduğum için her zamankinden daha uyanıktım, hatta onlar konserlerini verirken ben de onları kaydedecektim. Çok zaman kaybetmeden ışıklarla dolu kent meydanında onları aramaya koyuldum. 

Önce gezegenin en kötü yeri olan ve evsizlerin yaşadığı sokaklara doğru dikkatlice ilerledim. Keza paramı çaldırmak gibi bir niyetim yoktu. Ayrıca evrenin bu kısmında sizi öldürür ve cesedinizi de kızartıp yerler, o yüzden bir anlık bile dikkatinizi kaybedemezsiniz. Sokağın iki tarafına yayılmış, kirli evsizlerin arasındaki ince yoldan ilerlerken üzerinde "Blues Street" yazan bir tabelaya rastladım. Hızlıca o sokağa doğru saparak evsizlerin yaşadığı sokaktan kurtuldum. Daha sonra önüme oldukça uzun binaların bulunduğu bir sokak çıktı, binalar en alt kattan en üste kadar tamamen bar ve kafelerle dolup taşmıştı. Evrenin her kısmından insanlar buraya değişik sanatçıları dinlemek için gelip gidiyordu. Kulağıma dolan lezzetli tınıları size anlatamam.

Sokağın içine doğru sağa sola soruşturarak ilerledim ve nerede çaldıklarını öğrendim. Eğer onları kaydedebilirsem ve onu biraz remixleyebilirsem evrende muhteşem bir satış başarısı elde edebilirler. Kafam düşüncelerle patlarken yanımdan geçip giden Cadillac tüm dikkatimi alıp götürdü. En az on bin yıl önce yapılmış bu araba bir kuğ gibi süzülüp giderken ben sadece arkasından bakmakla yetindim.

Çok geçmeden sokağın iki yanını ateş böcekleri gibi neon ışıklar sardı. Adeta uçuyor, dans ediyorlardı. Kırmızı, yeşil ve mavi artık her yerdeydi. Üzerinde yürüdüğüm kaldırım ve yanımda duran asfalt ayaklarımın altında kaybolmuş, hemen üzerindeki ışıkların bir kopyası, yansıması haline gelmişti. Gökyüzünde yürüyormuş gibi hissettim. Şans eseri yanından geçtiğim bir barın içerisinden Cazcı Kardeşler'in sesini duydum ve hemen içeri daldım. İkisi de önümde şarkı söylüyordu. Sessizce bir masaya oturup üç bardak bira söyledim ve şarkıyı dinlemeye koyuldum.

Beni fark etmeleri uzun sürmemişti, yolunacak bir kaz gibi öylece oturuyordum. Şarkıları biter bitmez önümde duran iki sandalyeye yan yana oturdular ve sigaralarını yakıp onlar için söylediğim iki birayı yudumlamaya başladılar.

"Beyler, biraz para ister misiniz?" diye sordum gözlerine bakarak.
"Burada ne kadar paradan bahsediyorsun?" dedi Elwuud sigaranın dumanını yüzüme üfleyerek.
"Üç milyon Galaktik dolar." diyerek hemen yanımda, yerde duran çantayı masanın üzerine koydum ve ağzını yavaşçai çantanın içini onlara göstererek açtım. Elwuud elini hemen çantanın içine atacakken onu yakaladım ve ittirdim.

"Bu parayı almak için beyler... Oraya çıkıp şarkı söylemeniz gerekiyor. Ben bu gece söylediğiniz tüm şarkıları kaydedeceğim, siz de bu parayı alacaksınız."
"Çıkışta burada olsan iyi olur." dedi Elwuud ve uzaklaştılar

O gece sabaha dek yaklaşık yirmi yedi şarkı kaydettim. Bu kadar şarkıdan en az üç albüm çıkarabilirdim. Bu onlara vereceğim üç milyon dolardan çok daha fazla ederdi elbette. Yükselen güneşin ışınları barın camlarından içeri vurarak havadaki tozu ve dumanı iyice belli ederken, masanın üzerinde duran çantayı yanıma doğru yaklaşan Cazcı Kardeşlere yavaşça ittirdim. Beraber el sıkıştık, kolay olmuştu. Sadece ilk albümden üç milyon dolar kar edebilirdim, diğer iki albüm de tamamen bana kalabilirdi.

O sabah doğan güneşle beraber hemen mekiğime atladım ve evime gittim. Derin bir uyku çekip kayıtları plak şirketime götürdüm. Orada ilk albümün çalışmalarına başladık. Cebimde kalan son dört milyon doları bu albümü basmak ve dağıtmak için harcadım. Gigi ve Dj Mayorka, bu albümün harika olması için canla başla çalıştılar. Sonuçları ancak daha sonraki sabah eklerinden birinde alabileceksiniz çünkü albüm gelecek hafta çıkıyor. Ayrıca albümü bir süre boyunca sabah ekimiz ile bedavaya alabilirsiniz.

Dante Superpower
Muhteşem sabah ekiniz!