Dostum Gezegeni

Güneşin doğuşuyla gözlerini aralayan Dante’nin ilk fark ettiği şey yanından geçen ve oldukça fazla ses çıkaran, arkalarından is rengi, garip kokulu bir duman atan tarih öncesi arabalardı. Bu arabalar ancak ve ancak Blues gezegeninde görülebilirdi, ama şu anda bulunduğu yer oraya hiç benzemiyordu. Etrafından geçen tüm insanlar karamel rengiydi ve büyük kolyeler takıyorlardı. Gördüğü bu yabancı insanlar oldukça bol giyiniyordu. Kemer kullanıyorlardı, fakat pantolonlarını yukarıda tutmak için değildi. Bazıları sağ elleriyle dizlerine kadar düşen pantolonlarını tutarak yürüyordu. Dante ayağa kalkarak hemen yanından geçen adama, “Dostum, burası neresi?” diye endişeli bir ifadeyle sordu. Adamın yüzü sertleşti ve tüm kırışıklıkları ortaya çıktı. Kısa saçları bir kirpinin iğneleri gibi fırlamaya hazırdı. Dante’yi sol eliyle sertçe iterek “Bana nasıl dostum dersin! Aşağılık herif seni! Seni ırkçı manyak!” dedi ve yoldan geçen diğer insanlara döndü; “Dostlarım, bu adam bana ırkçılık yapıyor!” diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Ardından silahını çıkarıp Dante’nin yüzünde sallamaya başladı, “Sen nerede olduğunu sanıyorsun dostum ha? Dur bir dakika, sen şu manyak gazeteci değil misin? Hani şu saçma sapan yerleri gezen ve o yerler hakkında deli manyak yazılar yazan herif.” Dante ellerini havaya kaldırıp başını hızla salladı ve kekeleyerek “Evet!” dedi. “Evet o benim…” Bacakları titriyordu… Adam, “Dostum şu manyağa da bakın! Adam buraya kadar gelmiş!” diyerek silahını indirdi ve Dante’ye yumruğunu uzattı. Dante eliyle adamın yumruğunu tokalaşırcasına sıktı. Bu selamlaşmadan hemen sonra adam düşen pantolonunu tekrar yukarı çekti ve silahını beline yerleştirdi. İkili bulundukları sokaktan aşağı yürümeye başlarken, “Bak dostum, bu gezegene inen herkes bize ‘dostum’ diyor. Bu durumdan hiç memnun değiliz. Karamel renkli olmayan kimse bize ‘dostum’ diyemez anlıyor musun dostum? Buralarda büyük bir hakaret bu. Geçen sene babannem korkudan beyazladığı için iki hafta dışarı çıkamadı. Buradayken popona çok dikkat etmelisin. Öyle herkese dostum falan deme. Herkes ben değil.” dedi Dante’nin yanında yürüyen adam. “Peki adın ne?” diye sordu Dante. “Adım Dostum.”dedi adam. Dante sadece “Evet…” diyebildi. “Bak Dostum, yakıtım bittiği için buraya acil iniş yapmak zorunda kaldım. Eğer bana yakıt bulabilirsen geri dönebilir ve bu müthiş hikayeyi yazabilirim.” diye ekledi bir süre sonra. “Elbette…” dedi Dostum. Hemen sollarındaki bir benzinliğe girip silahını çıkardı ve biraz da şiddet kullanarak üç bidon multitonyum zengin içerikli yakıt çalmayı başardı. Geri gelip bidonları Dante’nin ellerine tutuşturdu. Elini Dante’nin omzuna koydu ve onun gözlerine bakarak “Al, bunlar seni idare eder. Şimdi git ve yaz minik dostum. Git ve yaz…” dedi. Hızla nefes alıp veriyordu. Bir süre daha göz teması kurduktan sonra oradan koşarak uzaklaştı. Dante ise gazeteye geri dönerek bu müthiş hikayeyi yazmayı başardı.