Evrendeki en iyi Hip-Hop Sanatçısı!

       Sizlere bu evrenin en iyi hip-hop sanatçısını anlatacağım! Kendisi tabikide siyahı bir adam, başka ne sanmıştınız ki zaten? Ayrıca üç kafası ya da birden fazla kolu kesinlikle yok. Aslında hikayesi küçük Anakin Skywalker gibi desek yeridir. Star Wars adlı belgeselde gayet güzel anlatılıyor, bakabilirsiniz. Bu hikaye, evrendeki en ünlü sanatçı olan Deon'un hikayesidir.

       Anne tarafından büyük büyük dedesi Leo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı bir tablosunu analiz ederek şarkıya çevirmesi bir kenara dursun, kendisinin pek mutlu olmayan hayatına da değinmeyeceğiz açıkçası.  Hayır, bu geçen yıl satın aldığı gezegenle ilgili bir yazıda olmayacak! Bu yazı bittiğinde, onun nasıl bugünlere geldiğiyle ilgili yegane kaynak olacak.

        Deon bir çöl gezegeni olan Danzo'da yaşamaktaydı. Küçük Deon, gençlik yıllarını orada hiç kimsenin bilmediği tarih öncesi müziklerini araştırarak ve güneşlenerek geçirdi. Orası bunun için eşsiz bir yerdi, çünkü hiç kimse oraya gitmek istemediği için en az 2.000 yıl geride kalmış bir gezegendi. Orada eski haberleşme cihazlarından, klasik arabalara kadar her şeyi bulmanız mümkündü. Tabi bütün bu şeyler kimin işine yarar ki?

        Eski müziğin ve gerçek sanatın unutulup, kenara atıldığı o günlerde, Deon kendisi gibi olan arkadaşları ile beraber, Freestyle dedikleri kapışmalar yaparak bu sanatı geliştirmekteydi. Yeteneğinin birgün kendine para kazandıracağı inancı ile yaşayan Deon, geceleri civardaki hanlarda türlü konserler vererek, gündüzleri ise küçük kamyoneti ile oradan oraya yükler taşıyarak hayatını geçindiriyordu.

        Arkadaşları ile ilk barlarını almaları da böyle olmuştur. Yıllarca çalışarak yeterli parayı topladıklarında, üç arkadaş bir bar alarak orayı işletmeye başladılar. Bu para kazanmak ve müziklerini tanıtmak için eşsiz bir fırsat sayılırdı. İlk işleri arkaya bir kayıt stüdyosu kurmak oldu. Her ne kadar, çok iyi klasik müzik yapsalar bile, bu devirde kimse bu saçmalığı dinlemezdi. Dinleyici kitleleri sadece çöl gezegeni ile sınırlıydı, hatta buraya yanlışlıkla gelen birkaç ziyaretçinin bu müziği zorla dinlediği bile söylenebilirdi.

        Bu arada arkadaşları, DJ Mayorka ve GiGi the Beatmaker'dı. Özellikle Mayorka bayan olduğu için, yine eski ve unutulmuş bir müzik türü olan R&B şarkılarında Deon'a eşlik ederek, müziği çok daha güzel bir hale getiriyordu. Her neyse artık sadede gelelim, bu yazı ne çok uzadı canım! Yeter artık.

        Bilirsiniz ki benim muhteşem bir müzik kulağım vardır ve klasik müziği çok severim. Birgün yakıtım bittiği için Danzo'ya zorunlu iniş yapmak zorunda kaldım. Kilometrelerce güneş altında, adeta ipeksi yüzüme tecavüz eden kum tanelerinin arasında yürüdükten sonra nihayet konuşacak birilerini bulabilmiştim. İşte o kişi Deon'du!

        Kendisine nasıl yakıt bulabileceğimi sorduğunda, bana bir bina göstererek oradan sipariş vermemi ve iki güne anca gelebileceğini söyledi. Bu genç ve dürüst adamı şimdiden sevmeye başlamıştım. Tüm gün, hiç karşılık beklemeden benimle ilgilenerek beni oradan oraya gezdirip, bana her yeri tanıttı. Öyle güzel anlatıyordu ki, orayı sevdiğimi sanmaya başlamıştım adeta.

        Beni akşam davet ettiği bara gittiğimde çok şaşırmıştım. Bu genç adam sadece ikna edici değildi, aynı zamanda harika bir müzik kulağına da sahipti. Onu ve arkadaşlarını dinlerken adeta mest oluyordum, ama bu müzikte büyük bir eksiklik vardı. Kimse bu müziği böylece dinlemezdi. Burası çok içine kapanık bir gezegen olduğundan, muhtemelen evrendeki diğer müziklerle hiç alakaları yoktu.

        O akşam, bar boşalır boşalmaz onları bir masanın etrafında topladım. Onlara ilk kez duyacakları, DubStep denen bir müzik dinletmeye başladığımda, bunu hayranlıkla karşıladılar. Onları ilk gördüğüm an, onlarla bir albüm yapmak istediğimi anlamıştım. Fakat evrenin heryerinde çok geçerli bir müzik türü olan DubSteple neler yapabileceklerini görmeden, buna kendi içimde onay veremiyordum. Onlara yaptıkları müziği DubStep ile karıştırarak, bana yarına kadar bir şarkı hazırlamalarını söyledim. O geceyi merak ve heyecandan dolayı, neredeyse hiç uyumadan geçirdim.

        Sabah kalktığımda ilk işim, bara giderek yaptıkları müziği dinlemek oldu. Beğenmediğim birkaç yeri olsa bile, onlara bazı yerlerini düzeltmelerini ve yarına kadar bana beş tane daha şarkı yapmalarını söyledim. Onlara albüm yapmayı kafama koymuştum ve elimden geleni ardıma koymayacaktım. Ertesi sabah mekiğime gerekli yakıtı koyarak, onları ziyarete gittim. Bana tam istediğim gibi bir albüm yapmışlardı. Onlara arabaya atlamalarını söyleyerek, merkez şehire gidip bankadaki tüm birikinin ile hemen bir plak şirketi kurdum. Böylece evrenin en ünlü adamı doğmuş oldu.

        Albümleri çıktığı zaman patlama yaparak, Otostopçunun Galaksi Rehberinden bile fazla sattı, dilden dile dolaştı. İlerleyen günlerde yüzlerce tanıtım ve konser yaparak paraya para demediler. Bende kendi payıma düşeni aldım tabiki. Bu arada elimde yaklaşık yirmi adet sanatçı bulunduruyorum ve boş zamanlarımda onlarla uğraşıyorum. Tahmin edeceğiniz gibi, Deon milyonlar kazandıktan sonra büyük şirketlerin dikkatini çekerek, benim plak şirketimden ayrıldı. Her şeye rağmen bu benim için muhteşem bir başlangıç noktası oluşturdu. Hem Deon'un arkadaşları Mayorka ve Gigi benimle kaldıkları için, onların dehasını yaptığımız her müziğin içine katma şansını elde ettim. Hem de evrenin her yerini gezdiğim için, yeni keşfettiğim sanatçıları çıkarabilecek paraya kavuştum.

Evrenin Gerçekleri- Sabah Eki
Galaksinizin dost yazarı, Dante Superpower.

Facebook'ta Paylaş Sıradaki Bölüm: 3 - Vahşi Gezegen Yars - Bölüm 1